Zihin Savaşları
3.1415  

Hayaller Ülkesindeki Göçmen

Kendimle konuşup kendime ahkam kestiğim akşamlardan birinde, birdenbire, fark ettim:

Yeni bir hayat kurmak istiyorsan, önce eski sen ile vedalaşmalısın. Kendini terk etmeden kurduğuna inandığın yeni düzende yaşamaya çalışırsan, her an sınır dışı edilme kaygısı ile nefes nefese kalan yasa dışı bir göçmen statüsünde bulursun kendini…

İnsanlar kendileri için yeni bir hayat düşlerken; aslında yeni bir kimlik, yeni bir benlik isterler. İsterler de tam olarak neyi değiştirmek, nereden başlamak gerektiğini bilmezler. İnsanlar dediğim ben. Bilmiyorum, belki de sen. Belki onlar da… Biz, hepimiz

Ben de göç ettiğim bu yeni hayal topraklarında eski hayatımın kuvvet güçlerinden köşe bucak kaçtığımı fark ettim. Bir rüyada, bir anıda, bazen bir hediyede her karşıma çıktıklarında, sanki bir baskınla yakalanmışım gibi kalp daralmaları yaşıyorum.

İçine yerleşmeye çalıştığım bu hayallerimde oturum iznim olsaydı böyle korkar mıydım hiç?
Göreceğim kabuslardan korktuğum için uykulardan kaçar mıydım?
Ha bugün ha yarın yakalayıp bu yeni hayallerimin sınırlarından sürecekler beni diye kaygılanır mıydım?

Hani göçmenlerin o yabancı ve yeni topraklara yerleşmek için uyumlu olması gereken şartlar vardır ya; işte benim kişiliğimin kuytu köşelerinde saklanıp kalmış değersizlik, korku, özgüvensizlik ve kötümserlik hallerim içimde kaldığı sürece, ben bu yeni hayatımı nasıl yaşayabilirim ki özgürce? Sığınmacı bile almazlar beni bu halde. “Önce sen kendini sevmelisin, kendi değerini bilmelisin, başkalarına aldırmamayı öğrenmelisin, umut dolu olmalısın, yeniliklerden korkmamalısın, hayata pozitif bakmalısın. Bu kriterleri sağladıktan sonra gelip yine başvurabilirsin tüm bu hayllere.” derler değil mi gümrük kapılarında? Valizini bile vermeden ilk uçakla geri gönderirler… Bir bakmışsın, dımdızlak eski hayatının ortasına dönüvermişsin.

Eğer istemiyorsan geri dönmek,
O zaman değiştirmelisin içini.
Çünkü aslında bu bir zihniyet meselesi…

Kötü ya da zor şeyler değil ki üstelik senden beklenenler; aksine, gelişmiş ülkelerin korunması gereken standartları gibi, senin özünü ve ruhunu yukarı taşıyacak, öz değerini fark etmeni sağlayacak beklentiler hepsi.
Kimden?
Yalnızca kendinden…

Pes etmek yok,
Bir bebek gibi adım adım belki,
Ama sonra dimdik ayakta…