Organik Düşünceler
3.1415  

Kontörde kaybolan sesli harfler

Bizim nesil kısaltmaları kısıtlardan öğrendi.
Kısıtlı kontörle, 160 karakter içinde, en çok şeyi anlatabilmek için cümlelerimizi kısaltıp, kırptık hep kelimelerimizdeki harfleri.
Çoğu da sesli harflerdi feda ettiklerimizin. Yazık oldu bütün o sesli harflere…

Acaba bizim neslin sesi de o yüzden mi çıkmaz oldu bir süre sonra?
Biz mesajlarımızdan kırptıkça, kendi sesimizden de kalkıp gittiler belki de.
Kaldık öyle sessiz harflerin içinde, sessizce…

Ama o karakter kıtlığında bile, kendi karakterimden asla ödün vermedim.
Bazen sesli harflerden vazgeçsem bile, aslanlar gibi bıraktım bir karakter boşluğumu ve ‘-de’yi ‘-da’yı yine ayrı yazdım. Neticede itibardan tasarruf olmazdı dedim kendime.
Bilmeden bitişik yazanla, bildiği halde cimriliğinden bitişik yazmış olanı da aynı kefeye koymadım. İlki daha kabul edilebilirdi benim için.

Bir de “seni seviyorum” cümlelerimden çıkarmadım hiçbir sesli harfimi.
Harf kesmediğim gibi, duygularımın sonsuzluğunu anlatabilmek için üç karakterime daha kıyıp, cümlemin sonuna o üç noktamı da koydum yan yana…
Ben sessiz ve az sevenlerden olmadım.
Hep çok sevdim.
Ya da hep çok sevdim sandım…

Ama artık devir değişti, sevdiğimizi söylemek için harf kısıtları yok hayatımızda.
İstediğim kadar cümle ve paragrafla anlatabilirim artık sevgimi.
Ama şimdi de sevdiğim insan sayısı çok kısıtlı kaldı.
Ve ben artık “sandığım” değil gerçekten “sevdiğim” insanlara yazıyorum sadece.
Bir elin parmaklarından fazla değil sayıları…