Zihin Savaşları
3.1415  

Hayalin İcadı

Acaba hayal kurmak nasıl başlamıştı?
Bu da bir çeşit icat gibi mi ortaya çıkmıştı yoksa genlerimizde sahip olmadığımız şeylerin hayalini kurmak her daim var mıydı?

Mesela ilk insanların dört başı mahmur olmasa da o dönemin koşullarında lüks sayılacak mağara hayalleri; dikenli çalıların arasında soğuktan ölmemek ve hayvanlara yem olmamak korkusuyla mı zihinlerinde oluşmuştu? Ya da ateşi ısınma ve pişirme gibi amaçlarla kullanmaya başlamaları, hayatta kalma savaşının mı yoksa orta-az pişmiş bir et yemenin düşünün mü sonucuydu?

Bunlar hayal sınıfına girer mi? Yoksa zaruriyetten doğan eylemler olarak mı kayıtlara geçmelidir?
Hayal, illaki en güzel, en hoş, en ulaşılmaz olan mı olmalıdır?

Oysa bazı insanlar için sadece ‘hayatta kalabilmek’ bile başlı başına en büyük hayal değil midir?
Savaşlar içinde veya sokaklarda olan, açlıkla savaşan insanların yaşama umutları, sıradan insanların büyük arzularının yanında hayalden sayılmıyor mudur?

Yoksa “hayal” denilen şey, Maslow’un piramidinde üçüncü kattan sonrakilere tanınan bir hak mıdır?

İlk insanlarda da ileride değeri artar denilerek yatırım amacıyla alınmış mağaralar var mıydı?
Ve tarihsel süreçte; insanoğlu temel ihtiyaçları haricinde, aslında hiç de ihtiyacı olmayan şeyleri hayal etmenin ve bu hayallerini elde edemedikçe depresyonlara girmenin zehrini tam olarak nerede, nasıl ve ne zaman almış olabilirdi?
Bu hastalık hepimiz için bir salgına ne zaman dönüşmüştü ve tıp bu konuda neden bu kadar çaresiz kalmıştı?

Dünyada bunca az krallık kalmışken, insanlar neden çiçekli kapitalizm bahçelerinde kendi krallıklarını kurma çabasına girişmişlerdi acaba?

Ve herkes aynı anda herkesin kral olabilmesini neden istemiyordu?
Her şey istenebilirdi elbette ama neden herkes başkasında olanı düşlüyordu?
Hayata dair duygusal şeyler düşlemek ne zaman küçümsenir olmuştu?
Peki sizin hayallerinizin markası neydi?