Bu Benim
3.1415  

Çeviride kaybolmak

Yazılarımın hepsini iki dilde yazıyorum; sadece kelimeler için söylemiyorum bunu. İki ayrı dilin yani iki kültürün ayrı duyguları ile yazıyorum aynı zamanda…

Kelimeleri çevirmek kolay, eğer çevirisini yaptığın dilde aynı duygular varsa. Peki ya yoksa? İşte benim yaşadığım sorun da tam olarak bu…

Bir yazıma bakıldığında, ana dilimde mi yoksa göçmen dilinde mi yazıldığını gramer ve kelime kalitesini dikkate almadan da hemen anlayabilir okuyan.

Ana dilimde yazdıklarımın hepsi isyankâr, hüzünlü ya da kendine dair bir arayışta iken; göçmen dilimde yazılarım daha komik, neşeli, umut dolu ve kendini bir şekilde ve bir yerlerde bulmuş olarak ortaya çıkıyor. O yüzden kendi dilimde yazdığım uzun, karmaşık ve hüzünbaz cümlelerimi hem dilbilgisi kuralları hem de duygusal açıdan ne yazık ki tam istediğim gibi çeviremiyorum. Çünkü çeviri yapılacak olan dilde “kaygı, korku ya da umutsuzluk” çok derinden bilinmiyorsa, insan bu hislerini nasıl doğru şekilde çevirebilir ki? Daha doğrusu, tam olarak ne kadar anlaşılabilir anlatmaya çalıştığı duyguları?

Tersi durum da geçerli diğer taraftan. Umut dolu, neşeli düşüncelerimi kendi ana dilime çevirdiğim zamanda ya yavan ya da havada kalıyor tüm cümlelerim; çünkü benim güzel ülkemin güzel dilinde bazen ‘umut’u anlatmak için, en güzel kelimeler bile yetersiz ya da samimiyetsiz duruyor düşüncelerimin üzerinde…

Bahsettiğim bu “yabancılık” kelimelerden değil çünkü, kültür farkı da değil buradaki mevzu. Daha derin, daha zor bir konu aslında. Duygu ve düşüncelerin yabancılığı bu. Bunu ne yaparsam yapayım aşmam mümkün değil, biliyorum.

Ama ben tüm duygularımı, gerekirse bazen bir “turist” misali, yabancı dillerin diyarlarından gezdirmek, oralara da kendi coğrafyamın duygularını anlatmak istiyorum. Benzer şekilde, göçüp yaşadığım memlekette öğrendiğim yepyeni duyguları da kendi dilimin topraklarına taşımak, oraya ekmek ve orada yetiştirmek istiyorum.

Bilmem ki eksiksiz şekilde en azından bunu anlatmayı becerebildim mi?